Katarakt gözümüzde normalde saydam olarak bulunan lensimizin,
bulanıklaşmasıdır. Fotoğraf makinelerindeki optik komponentin
kirlenmesi durumunda olduğu gibi, kataraktlı gözde de ışık göziçine
giremeyecektir. Katarakt oluşumunun en sık sebebi yaşın
ilerlemesidir. İleri yaşlarda nasıl saçlarımız beyazlaşıyorsa, gözün
içindeki lensin protein yapısı da değişiklik gösterecek ve
bulanıklaşacaktır. 52-64 yaş arasındakilerde yaklaşık %50 oranında
katarakt gelişimi sözkonusudur. Katarakt erken yaşlarda da
görülebilir. Bazı kataraktlar doğuştan meydana gelir. Bunun dışında
travma, yoğun güneş ışığı ile uzun sure temas, toksik kimyasal
maddeler, vücut metabolizma değişiklikleri yani diabet gibi sistemik
hastalıklar ve ilaçlar (steroid, kortizonlu ilaçlar) katarakt
gelişimini arttırır.
Katarakt ileri yaşlarda görülen en sık görme kaybı
nedenleri arasında yer alır. Görme keskinliğinin azalması,
kataraktlı hastalarda en sık rastlanan bulgudur. Görme düzeyindeki
değişiklikler, kataraktın tipine gore farklılık gösterir. Kataraktlı
hastalar sıklıkla ışık yansımalarından yakınırlar. Bu durumu
genellikle kamaşma olarak tarif ederler. Çok aydınlık ortamlarda,
güneş ışığında ciddi görme zaafı oluşturacak boyutta görme azalması
olabilir. Kataraktın birkaç farklı tipi bulunur . Işık yansıması
katarakt bulgularından birisidir, kataraktın her tipinde görülmez,
özellikle kortikal ve arka kapsüller katarakt olarak adlandırılan
lensin çevresinde katarakt oluşumu ile seyreden katarakt tiplerinde
görülebilir.
Nükleer katarakt adı verilen merkezdeki lensin çekirdek bölümünün
kalınlaşması ile seyreden katarakt tiplerinde değişen derecelerde
miyopa kayış sözkonusudur. Giderek yakın okumada kullanılan
gözlüklere ihtiyaç kalmayabilir. Yakın eskisinden daha net olarak
görülür. Kataraktın birçok tipi mevcuttur. En sık rastlanan tipleri;
Subkapsüller katarakt: Bu
katarakt tipinde lensin arkadaki kapsülünün merkezi bölümü ilk
olarak etkilenir. Bu tip kataraktlarda uzak görme erken dönemde
etkilenir ve görme keskinliğini en fazla bozan türdür. Yakın görme
ise, çok daha fazla bozulur. Nükleer sklerotik kataraktlar da diğer
bir katarakt tipidir. Yakın görme bu hastalarda eskisinden daha iyi
hale gelebilir, ancak uzak görme ise, aşırı derecede bozulur. Bu
grup hastalar miyopik gözlüklerden az da olsa faydalanabilirler.
Kortikal katarakt: Diğer bir
katarakt tipi olan kortikal kataraktlarda ise, görme aksı
tutuluncaya kadar görme keskinliği yeterli derecede kalır, katarakt
çok ilerlediği zaman görmeyi olumsuz olarak etkilemeye başlar.
Katarakt operasyonu planlanan hastaların görme keskinlikleri
değerlendirildikten sonra, ön segmet muayenesi yapılarak biometri
adı verilen ölçüm uygulanır. Bu ölçüm ile göziçine yerleştirilmesi
planlanan lense ait hesaplamalar yapılır. Biometri adı verilen bu
ölçüm sonrasında gözbebekleri damla ile büyütülerek retina muayenesi
yapılacaktır.
Hangi Hastalarda
Katarakt Tedavi Edilmelidir ?
Katarakt tedavisindeki amaç, görmenin arttırılmasıdır ya da göze
zarar verecek kadar çok ilerlemiş düzeylerdeki kataraktlarda gözde
kalıcı hasarı engellemek amacı ile katarakt tedasi uygulanır. Görme
keskinliğinin seviyesinden çok, hastanın hayatını etkileme düzeyine
operasyon kararı verilir. Bazı hastalar kataraktları çok erken
dönemde olsa bile, günlük hayatta çok fazla rahatsız olmaktadırlar.
Bu tip kataraktlarda görme düzeyi çok etkileniyorsa, erken dönemde
katarakt operasyonu önerilmektedir lens yumuşakken uygulandığı için
çok daha da avantajlıdır.
Çok beklemiş olan, geç kalmış katarakt olgularında kataraktlı lens
çok sertleşir ve operasyon biraz daha uzun sürebilir. Katarakt çok
ilerlediği zaman gözde kalıcı hasar meydana gelme ihtimali vardır ki
bunlar arasında glokom, lensin göziçine düşmesi ya da yer
değiştirmesi, üveit gibi hastalıklar yer almaktadır. Artık bu
dönemde katarakt ameliyatı uygulanmasında görme artışı ile birlikte
esas hedef, gözün fazla kalıcı zarar görmesini engellemektir.
Katarakt gelişiminin durdurulması ya da geriye
döndürülmesi tıbbi tedavi ile mümkün değildir. Katarakt tedavisinde
uygulanacak tek tedavi yöntemi cerrahidir. Kataraktlı olan mevcut
lens göziçinden alınarak yerin saydam mercek yerleştirilir.
Kataraktın alınması için eskiden geleneksel olarak dikişli yöntem
kullanılıyordu. Bu yöntemde operasyon daha uzun sürede
tamamlanıyordu ve ameliyattan sonra batma yanma ve bulanık görme
gibi şikayetler daha fazlaydı. Bu eski yöntemde tekrar dikişlerin
alınması gerekmekteydi. Artık günümüzde modern yöntemler
geliştirildi.
Fakoemülsifikasyon denilen en modern
katarakt cerrahisi yönteminde korneadan çok kısa bir kesiden
göziçine aletler ile girilerek ultrason enerjisi ile lens çok minik
parçalara ayrılarak vakumla çekilmektedir.Bu küçük kesi yerinden
göziçine katlanabilir mercek yerleştirildikten sonra dikiş
konulmadan operasyon tamamlanmaktadır. Fakoemülsifikasyon yöntemi,
geniş bir kesi olmadığı ve kapalı sistemde çalışıldığı için erken
dönemde görme düzeyini arttıran oldukça güvenli komplikasyonu çok az
olan bir yöntemdir. Operasyon sonrası gözden tekrar dikiş alınması
da sözkonusu değildir.
Korneadan elmas bıçak ile insizyon uygulanıyor.
Korneadan girilerek lensin ön kapsülü soyuluyor.
Gözün yandan görünümü, kataraktlı lens fako tipi ile emiliyor.
Kataraktlı lens alınarak göziçine saydam mercek yerleştirilmiş
durumda.
Göz içine yerleştirilen mercek gözün ön bölümünde kapsül içine
yerleştirilmiş olarak izleniyor.
Cerrahide standart olarak lokal anestezi
uygulanmaktadır. Gözünüz uyuşturulduğu için operasyon sırasında
birşey hissetmeyeceksiniz, belki gözünüze hafif dokunmaları
hissedebilirsiniz. Operasyon kataraktınızın tipine göre, yaklaşık
5-10 dakika kadar sürmektedir. Bu süre içerisinde başınızı ya da
gözünüzü hareket ettirmemeniz gerekmektedir. Fako cerrahisi
sırasında standart olarak nabız ve tansiyon değerleriniz monitorize
edilmektedir. Doktorunuz ile operasyon sırasında heran iletişim
halinde olabilirsiniz.
Katarakt operasyonundan sonra ikinci defa katarakt gelişebilir mi ?
Mevcut kataraktlı lensiniz tamamen göziçinden alındığı için ikinci
defa katarakt gelişimi kesinlikle sözkonusu değildir. Katarakt
operasyonu sırasında kataraktlı lens alındıktan sonra ince bir zar
içine mercek yerleştirilir. İşte bu ince zar tabakası operasyon
sonrası dönemde kalınlaşabilir. Bu durum operasyonun gidişi ile ya
da operasyon sırasında meydana gelen komplikasyon ile ilişkili
değildir. Merceğin yerinde durmasını sağlayan zarın beyazlaşması
yapısal olarak her gözde meydana gelebilir ancak genç yaş grubu,
diabeti olan ve yukarıda bahsedilen psödoeksfoliasyonuolan hastalar
bu zarın beyazlaşması açısından daha duyarlıdır. Böyle bir durumda
tedavi ameliyat değildir. Saniyeler içerisinde biten laser (YAG
laser ) uygulaması ile tamamen tedavi edilebilir.
Katarakt
operasyonu öncesi ve sonrasında dikkat edilmasi gerekenler !
• Aspirin ve benzeri ilaçlar
ameliyattan 3 gün önce kesilmelidir. • Ameliyat sabahı kahvaltı
edilebilir ancak çok ağır olmamalıdır. • Diabet, hipertansiyon,
astım gibi sistemik hastalıklar için kullanılan ilaçlar ameliyat
günü kesilmemelidir. İnsülin dozuna, oral antidiabetik tedaviye,
diete uymaya herzamanki gibi devam edilmelidir. Ameliyat günü
sistemik olarak kullanılandığınız ilaçlarınızı yanınızda
getirmenizde fayda vardır.
• Ameliyat günü yüz
iyice yıkanmalıdır ve makyaj yapmaktan, losyon ve parfüm
kullanmaktan kaçınılmalıdır. • Ameliyat sırasında
üzerinizdeki kıyafetler değiştirilecektir, sterilite açısından size
verilen ameliyat kıyafetleri giyilecektir. • Ameliyat bittikten kısa
bir süre sonra evinize dönebilirsiniz doktorunuz sizi ilk 36 saat
içinde tekrar muayeneye çağıracaktır. Eve yalnız dönülmemesi, araba
kullanılmamasında fayda vardır.
Ameliyatım nasıl
olacak ?
• Ameliyat sırasında
uyutulmayacağınız için heran doktorunuzla iletişim halinde
olacaksınız, söylemek istediğiniz herhangi bir şey olursa
doktorunuza o anda iletebilirsiniz. • Ameliyatınız dikişsiz
yöntem olarak bilinen fako yöntemi ile gerçekleşecektir. Bu yöntem
sayesinde erken dönemde görmeniz artacaktır ve dikişlerin tekrar
alınması gibi bir durum sözkonusu olmayacaktır. • Ameliyat sırasında
başınızı veya gözünüzü çok kısa bir süre için hareket ettirmemenizde
fayda vardır. • Hastanemizin yataklı
servisindeki odaların tamamı tek kişiliktir. • Odanızda televizyon,
buzdolabı, banyo, tuvalet klima, ziyaretçi koltuğu bulunmaktadır.
Nasıl damla
konulmalıdır ?
• Damla konulmadan önce
eller iyice yıkanmalıdır. • Ameliyat sonrası
doktorunuz size 2 farklı damla kullanmanızı önerdiyse, heriki damla
aynı anda damlatılmamalıdır, iki ilaç arasında etkileşim olabilir.
Birinci damladan 15 dakika sonra diğer damla konulmalıdır. • Damla konulmadan önce
şişenin çalkalanmasında fayda vardır. • Damla koyarken yukarıya
doğru bakılıp alt kapağınızı aşağıya doğru çekerek göz kapağının
içine doğru, damlanın ucu göze değdirilmeden konulmalıdır. • Damlalara gündüz boyunca
devam edilmelidir, gece uyurken kalkıp damla konulmasına gerek
yoktur. • Size ek olarak bir şey
söylenmediyse damlalarınızı 15 gün boyunca, size verilen saat
tablosuna uygun olarak kullanmanız yeterli olacaktır